Bazı tarihî olaylar vardır ki, zaman onları unutulmaz kılar… Bazı zaferler vardır, milletlerin kaderlerinde dönüm noktası olmuştur. Çanakkale Zaferi de bu büyük tarihi olaylardan biridir, unutulmamıştır, unutulmayacaktır… Bir millet zaferini sonraki kuşaklara aktarabildiği ölçüde muzafferdir.

Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti’ni yok etme zamanının geldiğini düşünüyorlardı. Nitekim şartlar düşünüldüğünde, bu sonuç kaçınılmazdı. Dünya’nın en zengin kaynaklarına sahip sömürge İmparatorlukları ve sınırsız insan gücü, teknolojik üstünlük haberleşme ve ulaşım imkânları… Zafer çok yakındı. Onların gözünde Osmanlı çok yakında tarih kitaplarında yerini alacaktı. Osmanlı’nın maddî yoksunluğuna aldananlar ondaki diriliş ruhunun farkına vardığında, tarihin en büyük destanlarından biri, kanla yazılmış olacaktı.

O ruh, daha savaş başlamadan ortaya çıkmıştı. Bir tarafta, Batı’da reklam kampanyaları ve türlü türlü asılsız vaatlerle cepheye çağrılan gençler vardı; diğer tarafta kendisine ölüm vaat edilen Mehmetçik… Ölmek mesele değildi, çünkü ölüm son değildi, çünkü esaret yaşamak değildi…

          

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir savrulur enkaz-ı beşer.

Mehmet Akif Ersoy "Çanakkale Destanı"